Aşkın Rengi Siyah

Oca 5th, 2012 | By | Category: Aşk, Genel

Tüm renkleri birleştiğinde ortaya çıkan rengin siyah olacağını tahmin ediyorum. Fakat bunun akademik anlamda kanıtlanıp, kanıtlanmadığı konusunda da bir fikrim yok. Nitekim aşk tüm renkleri içerisinde barındırdığından ötürü siyah renktedir diye de düşünmekteyim. Yaklaşık temmuz 4 tarihinden bu yana iş ve üretim konusunda eksi yönde bir ilerleme mevcuttu. Sistematiğini kurarak planlı bir şekilde yoluma devam ederken 4 temmuz tarihinde karşılaştığım olağan dışı durumla tüm planlarımda bu sene adına alt üst oldu. Her zaman tüm olasılıkları düşündüğümü ve ona göre hareket ettiğimi düşünsem de geçen zaman sürecinde iş konusunda ki yol haritamı tam olarak oturtamadığımı fark ettim.

Bu ay içerisinde gelen iş teklifini de yine hedeflerim dahilinde kabul etmeden kendi projem üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Zamanımı parçalayacak ve düşünce ufkumu bir derecelendirme içerisinde yer verecek olursak şu şekilde bir istatistiği elde edebiliriz.

  • %50 Tatil Panosu ve Sabah Tur
  • %20 Eğitim Faaliyetleri ( ZKÜ + Boğaziçi Ünv.)
  • %29 O (Karmelya)
  • %1 Diğer hayatsal faktörler

Bu yaşantımın her kesiminde bu aralar belirgin derecede çevremdeki insanlara yansımakta. Öyle ki alakasız bir konuda bile olayı evirip çevirip “Tatil Panosu Projesi” üzerine getirebilmekteyim. Son dönemlerde Tatil Panosu konusu haricinde bir konuyu benimle konuşmak çok kolay olmuyor. Nitekim gerçekten aşırı önemli ve oluşum için değerli bir zaman dilimi içerisindeyiz. Bir film eleştirisinde bile neredeyse konuyu Turizm alanına getirerek Tatil Panosu hakkında bir kaç cümle kurduğumu farkettim.

askvesiyah

Gecenin Rıhtımında Bir Turizm Sabahı

Üzerimde ki o durgunluğu bu sabah uyandığım da atmam gerektiğini düşündüm. Nitekim düşünce sistemim, çalışma prensiplerimle zıtlaşmakta ve kendi beklentilerimi dahi karşılıyamamaktaydım. Bu sabah 1 haftalık gerekli olan şok etkisi ile tekrar 6 ay önceki eski seyrime ve çalışma düzenime geri dönüş yapmaya karar verdim.

Bugün gerçekleştirmiş olduğum 20 telefon görüşmesi oldu. Ertelediğim bazı şeyleri tekrar cebime aldım ve Tahir Dinç olmanın keyfini sürmeye karar verdim. Kendi alanımda Türkiye’nin en büyük ilk 3 firmasından bir tanesi ile “meydan okuması” gerçekleştirmek ise daha da bir hırs vericiydi.

Evvelinde Bir Aşk Vardı

Atıştığım gazeteciler, kavga ettiğim ulusal firmalar, davalık olduğum ulusal kanallar, aşkım dediklerim hepsinden, herkesten özür dilerim. Tarihimde ilk defa yaptığım bu şeyi içimden gelerek içten bir şekilde iletiyorum. Kurumsal bir yapı içerisinde kendi mantığım ile kurduğum kurallar ve o güçlü tutkum aslında hepsi bir hiçin içerisinde boşlukta ki yapılarmış. Geçmişime bakıyorum ne kadar çok kalabalık ve ne kadar yoğun ilginç, hepsi anlamsız. Ben hata yaptım, sizler doğru olandınız. 10 civarı dava açılsa ve hepsini kazansam da siz doğru olandınız ve hatalı bendim. Ben hatalıyım. (bu yazımı delil gösterip davaları tekrar açmazsınız umarım (: )

Bugün karamsar bir ben var, nedeni başarının sonunda ne olacağı konusu? Yıllarca çalış ve bazı şeyleri başar, sonunda ya istemediğin biriyle istemediğin bir hayat olursa… Kendimi Karayiplerde, içimde kaybolmuş gibi hissetmek istemiyorum. Uzun süreçli iş hayatımda kendim sıfırdan Türkiye’nin en büyük markalarına meydan okuyabilen bir oluşum gerçekleşmiş durumda ve bu sıfırdan oluştu. Düşündüm ki belli bir güçle de dünyanın en büyüklerine meydan okuyabilecek vasıfa sahip bir oluşum gerçekleştirebilirdim.

Bugün geçmişin hasatını toplama zamanında karşımda, ellerimde çakıl taşları yığılı durumda. Lanet olası çakıl taşları ne kadar da acı verici. Bu işe girerken, girdiğim tarihten 100 yıl sonraya da etki edebilecek bir şey olması gerekliliğini hesaplayıp o bilinçle hareket ettim. Turizm Bakanlığı’na 5 defa gidiş yapmış olmamda yine bu durumun bir eseridir. Nitekim ben genel evrensel başarı kıstasları içerisinde hamleleri gerçekleştirememiş olursam da, bu uğurda kendime koyduğum hedefler nazarında başarılıyım diyebilmekteyim.

Sorun bugün ben mutluluğa kavuşamadıysam velhasıl 3 yıl veya ona benzeyen bir tarihte “o ilginç mutluluğa” kavuşmak pek bir anlamlı gelmiyor. Bu karamsarlığımın sebebinde veya temeli de yine bunun üzerine kurulu bir mantığın olduğunu belirtebiliriz.

Aşk Yaşanılan Bir Şeydir

Bir düşünür bir şey düşünür, bir düşünemeyen dünya düşünemez olur.
Tahir Dinç ( Fransız İhtilaline İthaf-en)

O’na baktığım zaman “sorun” haricinde bir şey göremiyorum. O kadar güçlü durduğum devler karşısında şimdi kendimi çaresiz hissetmekteyim. Üzgünüm kelimesini literatürümden çıkartıp kullanmayacağım kelimeler arasına göndermişte durumdayım. Yerine artık yeni bir kelime icat etmek gerekebilir =) Mesela, karmelya.

Özel isim olan Karmelya aynı zaman üzüntünün anlamını karşılayan karmelya kelimesi de olabilir. “Kendisi için üzücü olmayan hatta mutluluk verilebilen bir durumla karşılaşma da başka birisi için üzüntü duymaya denir. Çeşitli duygulara kelime verme alışkanlığımdan kurtulmamda gerekiyor =)” Sözlük anlamı olarak böyle bir tanım içerisine girebilmektedir.

Tespitlerim sonucunda devletimiz 100 gençten 1 tanesinin bazı şeyleri keşfederek çalışması gerektiği bilinciyle eğitim haritasını çiziyor. Her ne kadar bu bilinç dahilinde kurdukları eğitim sistemi yeterli olmasa da, alt dalları doğru hedef dalıyla kesiştiği için kullanılabilir bir durumdadır. Ülkeye en iyi hizmeti ülkeyi sevmekten geçtiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birisi bana ne kadar sevgisini gösteriyorsa işte beni o kadar seviyordur. Bu durum ülke içinde geçerlidir ve ülkeye hizmet miktarınca insanlar ülkelerini sevmektedir.

Aşk. Yüz felci olacak o kadar sevdiğim insanlar, evlilik planları, ev planları, tahammül edilemez derecede yaşadığım aşk acıları eskiden güzeldi. Şimdi eskinin 1/2 derecesinde bile aşk temeliyle yaşanan bir acı daha tahammül edilemez oluyor. Eskiden aşk acısı bile yaşamanın zevkini çıkartır ve bu durumu analiz etmekten, hislerimi düşünmekten zevk alırdım. Yaşanılan o duygunun en iyi yansımasını nasıl gerçekleştirebileceğimi planlar ve bir şeyler öğrenirdim. Bugünlerde artık bu durum değişti ve kendimi gereğinden fazla duygusala bağlıyorum.

Yoğun geçen eski yaşantım sonrasında bugünlerde yapacak çok az şey buluyor olmak ne kadar üzücü. Bu son dönemlerde yaşadığım duygu eğer bir organ olsaydı ilk defa bazı hücrelerini çalıştırmış olacaktı. Nasıl düşüneceğimi bile aslında çok iyi bilemiyorum. İyi mi düşünsem, kötü mü?

Bu zamana kadar dün farkettim ki hiç aşk üzerine bir film senaryosu üzerinde çalışmamıştım. Nasıl olurdu da bu konuyu es geçebilirdim. Öyle ki ben bu konuda bir konu oluşturamasam da o duyguyu yansıtacak bir kurguda bunu gerçekleştirebilirdim. Nede olsa Aşk tüm insanların ortak değerlerinden ve ortak acı merkezlerinden bir tanesi. Bu zamana kadar “aşk” sebebiyle acı çekmeyen bir insan tanımamış olduğumu farkettim.

Herkes kavuşamadığı kişiden dolayı acı çekiyordu.
Kaçan balık büyük olur…
Nereye gider? Geleceğe…

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir